ya bi sg benide mi öldürsünler
Erkeklik, Onur ve Modern Çağın Cesaret Krizi
Modernleşme sürecinde erkeklik, soyut değerler uğruna ölmekle tanımlandı: vatan, namus, gurur, racon... Akabinde erkeklerin değeri, uğruna öldüğü şeylerle ölçülüyordu. Düzenin kutsadığı erkek tipi, sorgulamayan ama cesur olandı. Ölümle barışmış olmak, erkekleri modernizmin en sadık askeri olarak nitelendirdi.
Erkeklere cesaret hikâyeleriyle dolu bir kimlik dayatıldı. Ve bu dayatma, erkekleri güçlü değil, tükenmiş hale getirmekle sonuç buldu. Erkekler kendi korkularını bastırırken insanlık duygularını da bastırdılar. (Güçlü olabilmek için acımasız olmaya, yani merhamet duygusunu bastırmaya çalıştılar.)
'Kim daha çok dayak yemiş, kim daha çok sabretmiş ve kim daha az duygusunu göstermiş' gibi kıyaslamalarla adeta erkeklik puan tablosu oluşturulur ve bunun üzerinden bir tür mikro iktidar üretilirdi.
Fakat neoliberal çağda bu hikayeler ve bu hikayelerin üzerine kurulu kimlik patlak verdi. Bugünün genç erkekleri artık ne bir devlet projesinin kahramanı, ne de bir mahalle raconunun piyonu olmak istiyor.
Korkmaktan utanmıyor, öldürülmekten şeref duymuyor. Artık kimse gurur adına mezara girmek istemiyor.
Erkekliğin bu çözülüşüne, sosyal medya sahne oluyor.
TikTok, Instagram ve YouTube gibi platformlarda racon estetiği uzun süredir döngüsel biçimde yeniden üretilirken (otomobil, sert veya baygın bakışlar, gece sokakları, mafya müzikleri ve delikanlılık manifestosu) gencimiz bu estetiğin içini tersyüz ediyor. Benzer pozu “ya bi sg benide mi öldürsünler” yazarak paylaşıyor. Yani racon estetiğini taklit ederek fakat onu ciddiye almadan erkekliğin temsil rejimini sabote ediyor.
Bu paylaşımın da sanki herkesin içinden çıkmayı beklediği bir cümleymiş gibi yayılmasının gerekçesi, genç erkeklerin içsel çelişkisinin (geleceksizlik ve güvencesizlik altında ezilirken "güçlü ol, dik dur" dayatmalarına yetişebilme çabasının) artık dayanılmaz bir hal almış olmasında yatıyor. Genç erkekler, onurlu duruş söylemleriyle ölümü romantize etme ikiyüzlülüğünü seziyor; duyguları gizleme mecburiyetine, kaybetmenin utancına, erkekliğin, devletin, raconun ortak dayatmalarına ve toplumsal bir intihar kültüne “ben kahraman olmayacağım” tavrıyla tepki gösteriyorlar.
Yorumlar
Yorum Gönder