kenevirin neden yasallaşması gerekiyor - bilimsel ve kamusal perspektif
Bugün dünyanın farklı bölgelerinde kenevir politikaları tekrardan değerlendiriliyor. Bunun temel nedeni, yasaklama politikalarının beklenen sonuçları göstermekte zorlanması ve bilimsel verilerin giderek daha karmaşık bir tablo sergilemiş olmasıdır. Bu nedenle, kenevir tartışmasını ahlaki reflekslerden çok bilimsel bulgular, ekonomik gerçekler ve kamu sağlığı verileri üzerinden tekrardan yürütmemiz gerekiyor.
Çağdaş araştırmalar, kenevirin zarar profilinin uzun süre kamuoyunda sunulduğundan daha sınırlı olduğunu gösterdi. Bu konuda referans vereceğimiz çalışmalardan biri, The Lancet’te yayımlanan ve farklı psikoaktif maddelerin zarar düzeylerini karşılaştıran kapsamlı analizdir. Araştırmayı yürüten ekipte bağımlılık çalışmaları alanında önemli isimlerden biri olan David Nutt da yer almıştı. Çalışmanın bağlı olduğu kriterler ise, bağımlılık potansiyeli, fiziksel sağlık üzerindeki etkiler, zihinsel sağlık riskleri, sosyal ve toplumsal zararlardan oluşuyordu.
Sonuçlar, bazı yasal maddelerin toplam zarar açısından yasadışı maddelerden daha yüksek risk taşıdığını göstermiştir. Özellikle alkol, hem bireysel hem toplumsal zarar kategorilerinde oldukça yüksek bir konumda yer almıştır. Buna karşılık kenevir daha düşük bir zarar profili göstermiştir.
Bu karşılaştırma kenevirin tamamen zararsız olduğunu değil, mevcut yasaklama politikalarının bilimsel zarar değerlendirmeleriyle tam olarak örtüşmediğini ortaya koymuştur. Zira kenevirin fiziksel bağımlılık yapmadığı, alkol ve diğer maddeler gibi nörotoksik olmadığı görülmüştür.
Başka bir bakımdan, toplumda var olan bir talep, devlet tarafından düzenlenmediği için tamamen kontrolsüz bir piyasa ortaya çıkar. Kenevir yasağının sonucunda üretim ve dağıtım tamamen kayıt dışı ağlar tarafından yürütülür. Ürün kalitesi ve içeriği denetlenemez. Devlet vergi geliri elde edemez. Suç ekonomisi güçlenir. Kısaca ekonomik açıdan bakıldığında bu durum oldukça paradoksal bir tablo yaratır. Birçok ülke de son yıllarda bu sorunu çözmek amacıyla farklı düzenleme modelleri geliştirdi. Kanada’da 2018 yılında yürürlüğe giren düzenleme ile kenevir belirli sınırlar içinde yasallaştırıldı. Bu sistem, tamamen serbest bir piyasada değil; aksine lisanslı üretim, devlet denetimi, yaş sınırı, ürün içeriği kontrolü, vergilendirme gibi oldukça sıkı kurallara bağlı şekilde oturtuldu. Benzer bir model daha önce Uruguay’da da uygulanmıştı. Bu tür düzenlemeler sayesinde daha önce tamamen kayıt dışı olan bir piyasa kamu denetimi altına girmişti.
Türkiye ise kenevir tarımı açısından gayet uygun iklim koşullarına sahip ülkelerden biridir. Anadolu’da geçmişte birçok bölgede kenevir üretimi yapılmıştır ve bugün dahi sınırlı ölçekte endüstriyel kenevir yetiştirilmektedir. Kontrollü bir yasallaştırma modeli, kırsal bölgelerde yeni gelir kaynaklarının oluşması, biyoteknoloji ve ilaç sektörlerinde yeni yatırımlara zemin olunması gibi birkaç önemli ekonomik fırsat yaratabilir. Yasallaşmanın Türkiye'de gerçekleşmesi, hâlihazırda kayıt dışı olan bir piyasanın düzenlenmesine yarayacaktır.
Yasaklama politikalarının çoğu zaman göz ardı edilen sonuçlarından birisi de sentetik maddelerin yayılmasıdır. Doğal kenevirin erişilemez olduğu piyasalarda çoğu zaman sentetik kannabinoidler (bonzai, selvi, ame) veya laboratuvar üretimi kimyasal maddeler (özellikle metamfetamin) yaygınlaşmaktadır. Bu maddeler doğal kenevire kıyasla çok daha güçlü ve öngörülemez etkiler yaratırlar. Birçok sağlık kurumları, sentetik kannabinoidlerin ciddi nörolojik ve kardiyovasküler riskler (ölümle sonuçlanan vakalar) taşıdığını belirtir.
Dolayısıyla bazı durumlarda yasaklama politikaları, amaçlanan sonucun tersine, daha riskli maddelerin yayılmasına zemin hazırlayabilmektedir. Pek yaygın gerçekleşen, kenevir adı altında sentetik kannabinoidlerin satılması, denetim yokluğunun sonucu gibi gözüküyor. Toplumun zengin kesimleri, istediği maddelerin en kaliteli ve en az zararlısına ücreti mukabiliyetinde rahatlıkla erişebiliyorlar. Fakat daha pahalı ve nispeten güvenilir kanallara ulaşamayan gençler/emekçiler için piyasada bulunan alternatifler çoğu zaman daha risklidir.
Bu boşluğu çoğu zaman dolduran maddelerin en sağlıklısı alkol olsa da alkolün kenevirden toplum ve birey açısından daha zararlı olduğu bilimsel verilerle kanıtlanmıştır. Çakmak gazının, tinerin, yapıştırıcının, sentetik ecza ürünlerinin suistimal edilmesinde ve sentetik kannabinoid ile metamfetamin kullanımlarında kayıp yaşayanlar, emekçi sınıfa mensup insanlarken kenevir yasağının kazananları elbette baronlar, çeteler ve alkol sektörünün büyük tekelleri oluyor.
Dolayısıyla mesele yalnızca bireysel tercihler meselesi değildir. Meselenin kamu sağlığı ve sosyal eşitsizlikler boyutu da son derece önem taşımaktadır.
Kaynakça
Nutt, D., King, L., Phillips, L. (2010). Drug harms in the UK: A multicriteria decision analysis. The Lancet.
World Health Organization – Global alcohol health statistics reports.
Hall, W., Degenhardt, L. (2009). Adverse health effects of nonmedical cannabis use. The Lancet.
European Monitoring Centre for Drugs and Drug Addiction - Cannabis policy reports.
Yorumlar
Yorum Gönder