antifaşizm : bir ölüm - kalım meselesi
Şöyle bir tarihe bakalım. İşçi hareketlerinin sistemi sarstığı dönemlerde işçi hareketiyle paralel yükselen bir şey daha vardı: Faşizm. Öyle ya, Almanya'da, Naziler iktidarı ele geçirmeden önce sosyalist devrim beklentisi kuvvetliydi. İtalya'da Mussolini'ye kadar işçiler fabrikalarını işgal etmişlerdi. Türkiye'de de 12 Eylül'e kadar insanlar ertesi güne devrimle uyanacaklarını düşünerek başını yastığa koyarlardı.
Bugün ise özellikle Avrupa ve Amerika'da, kapitalizmin geliştikçe yarattığı krizler emekçileri eylemselliğe itekliyor. Buna karşın bu toplumlarda milliyetçi eğilimlerin yükseltilmesi ve devletlerin silahlanma hızındaki artış hiç tesadüf değil. Yaratılan savaşlarla en temel insanlık mücadelelerinin yerel ve küresel ölçekte gündemden düşmesine, (Epstein skandalı) öte taraftan dünyanın en büyük sermayedarlarının birkaç yıl öncesinden itibaren nazi sempatizanlığı yapıp sosyalist değerlere saldırmasına tanık oluyoruz.
Kapitalistlerin yarattığı krizler, dünyanın dört bir yanında filistin eylemleri, kadın hareketleri, öğrenci hareketleri, işçi, çevre, lgbt hareketleri, hayvan hakları mücadelesi vb. demokratik eylemlerle karşılık buluyor. Kapitalistler, kitlelerde biriken öfkenin, sistemin kendisine yöneltilmemesi veya sisteme yönelik öfkenin güç kazanmaması için son çare olarak "faşizm yöntemi"ne başvuruyorlar. Faşizmin işleviyle toplumsal ve bilimsel hareketler terörize ediliyor. Kitlelerde biriken öfke, sisteme değil bu toplumsal hareketlerin mensuplarına yöneliyor. Aktivistlere ve devrimcilere yönelik şiddet artıyor; bu şiddet meşru görülüyor.
Türkiye'de belli başlı faşist sendikalar zaten işçileri sosyalizmden uzaklaştırmak üzerine kurulu. Parasız, bilimsel, demokratik eğitim hakkı için mücadele eden öğrencilere saldırmak üzere faşist yapılar inşa ediliyor. Yine devlet eliyle kadın hareketine sızdırılmaya çalışılan oluşumlar, kadın hareketinin, kadını öncü kılan enternasyonal niteliğine saldırma çabasında. Patriyarkadan çok kürtlere düşmanlıklarıyla öne çıkmaları, kadın hareketinin devrimci niteliklerini milliyetçilik ile köreltme misyonu güden devletin faşist aparatı olduklarını düşündürüyor. Parasal ve örgütsel durumları da bunu kanıtlar nitelikte.
Güzel taraftan bakalım. Belki de sistem bizim potansiyelimizi bizden iyi görmüştür ki faşizme başvuruyor. O halde potansiyelimizi birbirimize hatırlatalım. Kitlelerin faşizme kapılmasını engellemek için haklılığımıza güvenerek tartışalım. Faşist yapılanmaların nerede ne durumda olursa olsun acımadan kafasını ezelim. Anti-faşizm, anti-kapitalizmdir. Sistemin son çaresini elinden alalım. Bakalım sonra ne olacak :)
Yorumlar
Yorum Gönder